for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Kendimi bulmak için kendimle olan savaşım bu hayat benim için. Görünen bir hayatın içinde, görünmez olmak belki de. Bütün çabamız var olmak için olsa da esas olan yok olmak. Yok olurken bile koca bir hiç olmak. Bireysel olarak bir hiç olduğunu anladığında tekrardan var olmak. O zaman yeniden yaşamaya başlayıp başladığın noktaya geri dönmek. Bu dönüş koca ömrü tüketmiş bir yaşam için en büyük bedel olsa da, bedelin ödülü kendin olmak ve kendini bulmaksa, her şeye değer. 

Hayata dair hiç bir zaman çok büyük beklentiler içinde olmadım. Çok erken öğrendim hayatın akışında bizim dokunuşlarımızın çok az yer kapladığını. Ama insanın gücünün bu dünya için her şeye yeter olduğunun hep farkında oldum. Bu farkındalıkla sonsuzluk gibi hedefim var sadece.

Gelecekte olmasını istediğim şey, insanların birbirini anlayıp, birbirlerine saygı duyduğu, nefretin yerine yüreklerine sevgiyi koyduğu, korkuların gerçekler karşısında cesaretle yok edildiği, düşüncenin suç sayılmadığı, adaletin her daim kazandığı ve bugünü yaşarken yarına dair daha aydınlık düşler kurulan bir dünya hayali kuruyorum. 

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Artık konuşacak kimsenin kalmadığını anladığım da kendimle konuşmaya başladım. Kedimle konuşmanın yetmediğine de karar verdiğimde yazmaya başlamıştım bile.

Yazmak bir duygudur diyemem. Yazmanın duygusu bir olursa diğer bütün duygulara haksızlık etmiş olurum. Ayrıca yazmak bir çok duygunun kendisi olmak demek. Bunu tarif etmek gerekirse yüzlerce filmde yüzlerce farklı karakteri oynayan bir oyuncunun her karakterin kendisi olduğunu bilmesi ve hiç göstermediği, kimsenin o olduğunu bilmediği, bir karakterinin daha ruhunda hepsiyle beraber oluşması, kendini de bütün karakterlere katması gibi. Bu nedenle yazar her duyguyu yaşamalı ve duygusundaki sınırsızlık duygusunun içinde sınırsız olmalı yazan.

Her satırımın bir nedeni ve bir sonucu var, anlamak isteyene hayatın kendisi var. Daha erken fark etmek isteyene, bir adım öteye geçmek isteyene, düşünüp derine dalmak isteyene, daldığı yerde kalmak yada daha derine dalmak isteyene, hiç olmak isteyene, bir şey olmak isteyene, umudun da tersinin de kendisi olmak isteyene ve daha bir çok şey için yazıyorum. Kendimle alakalı yazma nedenim ise hiç var olmadığım dünyaya sonsuz bir varlık bırakmak.

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Kitaplar benim yol arkadaşım daha çok. Hem gerçek manada yolculuklarımın hemde gerçek olmayan yolculuklarım için. Ama üzerime yük olan eşyaları olmayan, çırılçıplak kendini göstermeyip saklanan, bulduğunda ise yeni bir şey keşfetmenin hazzını yaşatan kitapları daha çok severim. Bazen bütün arkadaşlarım gibi kitapları da bir kenara bırakıp unuturum, kendi kitabımın içinde olup düşünmek için.

İnsanı ilgilendirip, anatomik olmayan hayatın içinde yaşayıp da hiç fark etmediğimiz bir şeyi kulağımıza fısıldayan kitapları da seviyorum. 

Arthur Schopenhauer’un de dediği gibi boşa vakit kaybettirmemeli kitap dediğin, az vakit varken en iyisini seçip diğer zamanı düşünmeye harcamalı insan. Çünkü başkasının ruhunda çıktığın seyahati bitirdiğinde kendiyle bir seyahate çıkmalı ve kendini düşüncelerin de var etmelidir insan. O zaman kitaplarda, kitaplarda var olanlarda daha anlamlı olur.

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayat, bir tek bize ait olan ama hiçbir şeyin gerçek manada bize ait olmadığı bir oyun sadece. O nedenle bizlere düşen, her anın kıymetini sevdiğin şeylerle birleştirip yaşamın tadını çıkarmak. Bunu yaparken de asla kendimiz olmaktan çıkmamak ve insan onurunu ayaklar altına sermemek olmalı amaç. Çünkü insanlar yüreğinde sevgi beslerse acıdan çok sevgiyle mutlu olacaklar ve dünya daha yaşanılır bir yer haline gelecek.

Motivasyon kaynağım sadece insan çünkü insan öyle bir derya ki içine girdiğinde sonu olmayan bir mavilikte sürekli yol alırsın; sonunun olmadığını bile bile yine de yol almaya devam edersin bıkmadan, usanmadan.

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Hayat hikayem olmasaydı yazmaz, yazdığım her satırda ben olmasam yazdığım şeylerin hiçbiri benim olmazdı. O nedenle hepsi benim hayatım, hepsi benle dolu ama hiçbiri ben değil.

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim eşyam telefonum çünkü o benim kalemim, kağıdım. 

Bir sabah kalktığımda yaşamak için çalışmak zorunda olmadığım bir güne uyanmak, beni çok mutlu ederdi 

Keşke bir daha yaşasaydım dediğim bir olay yok çünkü tekrar yaşadığım da yaşamak isteyeceğim kadar güzel olan da yok olacak.

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

Görseller ve bakış açısı olarak beğeniyorum. Herhangi birisinin içinde bulunduğum bir sanat kitabını okuyup o sayfada kalmasını sağlamaktan dolayı mutluyum. Bunun için eecstaticc’e teşekkür ediyorum.

Bu röportajı okumak için vakti ayıran herkese minnettarım. Sevginin daima galip geldiği huzurlu mutlu bir dünya dilerim herkese. Sevgilerimle…

 

 

Instagram: @suheyilaydin

 

 

 

 

 

 

Süheyil Aydın

 

Ocak 2022

© eecstaticc