for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Hayat yolculuğumu öncelikle eğitim ve öğretimin, akabinde sanatın gelişmesi, yayılması ve ilelebet sürmesi amacıyla tanımlayabilirim. Geçmişten günümüze kadar süren ve bundan sonra da sürecek olan en önemli iki olgunun, yani Eğitim ve Sanatın önemini gerek ülkemizdeki gerekse kişiler üzerindeki etkilerini üzülerek görmekteyiz. Her insanın kendine bu yolculukta bir yer bulmasını isteyeceği günler elbet bir gün gelecektir diye ümit ediyorum. Bu yolculuğun devamında ise hayalim ve hedefim: Şair, Yazar ve Öğretmen olarak; daimî şekilde Eğitim ve Sanat kavramlarının en yüksekte ve en öncülde olmasıyla beraber, gelecek nesillerin de bunu diğer nesillere aktardığını görmektir.

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Yazmaya 2000 yılında ortaokula başladığımda şiir yazmakla başladım. Dedem eski halk ozanlarından, şair yazar ve güftekâr Necati ÇAĞIRICI (Çağrânî) idi. Elbette ki hem kalıtsal olarak hem de manevi olarak etkilendiğim kişidir. Bu şiir yazma serüvenini 21 yılda takip eden öykü, kısa hikâye, deneme, makale, şarkı, tiyatro, senaryo, köşe yazısı, skeç, roman ve masal gibi birçok türü sanat hayatımda barındırdım ve bundan daha fazlası için çaba harcamaya, her fırsatta öğrenmeye ve öğretmeye devam ediyorum. Ne için yazıyorum sorusuna gelecek olursak, sanata ve yazıya gönül vermiş çoğu şair yazar gibi benim de söyleyeceğim ilk şey, yazmanın nefes almak gibi gördüğüm içindir. Lâkin bunu klasik bir cümle olarak düşünmekten ziyade derin anlamına bakmamız gerekir. Çünkü başkaları için klasik gelen bu cümle yazan kişi için gerçekten benimsenmiş ve sindirilmiş bir cümledir. Hatta ve hatta daha fazlası... Yazmak bana göre nefes almak gibi ve kesinlikle bir hayat felsefesi...

 

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Kitaplarla ilgili en sevdiğim sözlerden biriyle başlayayım o zaman bu sorunun cevabına... Üstat Halil İnalcık’ın “Ömrüm, istediğim tüm kitapları okumaya yetmeyecek…” sözüyle... Kitap okumanın bizlere birçok artısı vardır. Kitap okuyan bir kişi tıpkı bir ağaç gibi yemyeşildir. Kitap okuyan bir kişi ışıl ışıldır. Adeta etrafına ışık saçar. Her kitap bizleri başka diyarlara götürüp, başka hayallerin denizinde birer sandal olmamızı sağlayan en güzel ve en önemli araçtır. Bir düşünsenize kütüphanede bizlerin işine yarayacak bilgiler o kadar çok ki… Sağlık bilgisinden tutun, hayatta kalma bilgilerine kadar her şey elimizin altında. Bu nimetten faydalanmak da en büyük ve en doğal hakkımız… Her ne kadar bazı insanlar, bilgileri kötüye kullansalar da biz onları kendi lehimize çevirerek geleceğimize ve çevremize ışık tutabilmek adına kitaplarla olan samimiyetimizi asla bırakmamalıyız. Kendim de bir polisiye roman yazarı olarak elbette ki Polisiye türüne daha fazla ilgimin olması aşikâr. Bunun dışında da Psikoloji kitapları, Antropoloji kitapları, sosyoloji kitapları, kriminoloji kitapları, semiyoloji kitapları, kriptoloji kitapları ve daha birçok bilimsel kitaplar yine ilgi alanım ve okuduğum kitaplar kapsamında yerini alıyor. Bana yakın olan yani ilgimi çeken yazarlar arasında öncelikle Sir Arthur Conan Doyle ve Agatha Christie, akabinde Dostoyevski ve Edgar Allen Poe gelmekte...

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayat dediğimiz kavramı tanımlamak sayfalarca sürse yetmeyecek bir tanım olduğu için kısaca belirtmeye çalışayım. Milyarlarca yıllık varoluşun içinde hayat dediğimiz kavram ortalama 60-65 yıl. Biz bu 60-65 yılın neresinde olursak olalım bunu en iyi şekilde değerlendirmek için çaba sarf etmeliyiz ki, hayatın varlığının kanıtını ve bizlere sunduğu güzelliklerin keyfine varabilmeyi ve daima faydalı olabilmenin haklı mutluluğuyla gelecek nesillere bir ses ve bir nefes olmaya devam edebilelim. Hayat her şeyi yapamayacak kadar kısa olsa da bu süreyi en güzel şekilde değerlendirmek tabii ki yine bizim elimizde. Hem insanlara hem de kendime hatta ve hatta dünyaya sunmak istediğim öncelikli tavsiyem Eğitim ve Sanat kavramlarını küçümsememeleri ve kesinlikle bu iki kavramın her zaman yaşaması için diretip savaşarak kazanmalarıdır.

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Roman, öykü, senaryo, tiyatro ve skeç bazında ele alırsak yazdıklarımın tabii ki kurgusal olarak ön plana çıkmakta olduğunu görürüz. Fakat şiir, şarkı, makale, deneme, köşe yazısı bazında ele aldığımızda ise eserlerimin hepsinde bir yaşanmışlık, bir dünya görüşü ve yaşam tarzımın yansımalarıyla perçinlenmiş olduğunu düşünmek çok yerinde olur.

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim eşyam: Röportajın genelinden de tahmin edebileceğiniz gibi elbette ki kalemim... Gelelim beni en mutlu edecek şeye... Aslında bunun da ipucunu sizlere röportaj esnasında vermiştim. Evet, tahmin ettiğiniz gibi... Eğitimin ve Sanatın gelecek nesillere aktarılması. Bir daha yaşamak istediğim olaya gelirsek eğer: Son nefesime kadar yazarken olan heyecanımı, duygularımı ve mutluluğumu kaybetmemek diyebilirim.

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

eecstaticc’in bakış açısında genel çerçevede ilk göze çarpan kesinlikle bu oluşumda bulunanların, bu oluşumda eser verenlerin ve bu oluşuma katkı sağlayan kısacası herkesin sanatsever, aynı oluşumun adı gibi estetik, duygu ve düşüncelere önem veren, güler yüzlü, sabırlı ve insana değer veren bir vizyonunun olmasıdır. Eestaticc oluşumu ile tanıştığım zaman aklıma büyük üstat Müşfik KENTER’İN çok sevdiğim ve bir sanatçı olarak örnek aldığım bir sözü geldi aklıma... “İyi bir sanatçı olmak için, önce iyi bir insan olmanız gerekir...” diyordu büyük usta. Bu sözü bünyesinde barındıran bir oluşumla birlikte eserlerimin yayımlanması beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Daha öncesinde 12. Sanat Kitabı “DERİN” kitabında bir gazelim yayınlanmıştı. Şimdi de 18. Sanat Kitabı “SANDAL” kitabında “GÜL KASİDESİ” isimli kasidem yayınlanıyor. Edebiyatımızın temelini oluşturan bu güzel türleri unutmamak ve unutturmamak adına başlattığım savaşta yol arkadaşım olarak Eestaticc’i seçmek tabii ki mutluluk ve gurur verici. Nice eserlere hep birlikte adım atmak dileklerimle... Velhasıl kelâm SANAT var olduğu sürece İNSANLIK var olur. SANATIN olmadığı yerde İNSANLIK da yok olur. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN bir sözüyle son vermek istiyorum röportajımıza... “Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir...”

 

 

 

Mail: keremcagirici@gmail.com

Instagram: @necati.kerem.cagirici

Necati Kerem Çağırıcı

 

Mart 2021

© eecstaticc