for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Hayat yolculuğumu birçok insan ya da akranım gibi mücadele olarak tanımlayabilirim sanırım. Yerine getirmesi gereken sorumluluklarla paralel olarak bir yandan yaşamak istediği hayatı inşa etmenin mücadelesini verirken; henüz seçebildiği hayatı yaşamaktan ziyade, maruz kaldığı bir hayatı yaşayan bir adamım denilebilir. Henüz. Hayal ve hedeflerime de kısaca değinmem gerekirse; sanırım sadece sanatsal üretim yaparak hayatta kalabiliyor olmak. Başka hiçbir zaruri ticari faaliyet içerisinde olmak zorunda kalmadan, sanat üreterek yaşayabilme fikri sanırım benim en zirvemdeki hedefim.

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Aslında aslen sinema eğitimi almış ve kendisini sinema sanatının enstürmanlarıyla ifade etmenin yollarını arayan birisiyim. Takdir edersiniz ki sinema; oldukça geniş enstürman çeşitliliği bulunan bir sanat dalı. Dolayısıyla bu sanatla ilgilenirken diğer sanat dallarıyla yolunuzun kesişmemesi de çok zor. Yazma yönelimim öncelikle ve genellikle senaryo formatına evriliyor refleks olarak. Fakat sanırım sinema formunda anlatmaya müsait olmayan yahut görsel bir atmosferden ziyade kelimelerle daha etkili bir şekilde anlatabileceğimi düşündüğüm mizansen yahut hislerimi daha edebi formlara öykünerek yazmayı tercih ediyorum. Bu arada ne sinema ne de edebiyat alanında rüştünü ispat etmiş bir senarist yahut yazar olmadığım için bu hususlarda konuşurken çekindiğimi de söylemeden edemeyeceğim. Kendi halinde, eli az buçuk kalem tutup, bir şeyler yazmaya en azından vakit ayıran birisi olarak bu soruları yanıtladığımı özellikle belirtmezsem kendimi rahatsız hissedeceğim. Ne için yazdığıma gelirsek de; kendimi ifade etmek için tabi ki. Kelimelerle oynamayı seviyorum. Ve en önemlisi bu oyundan keyif de alıyorum. Ve oynadığım oyunlardan benimle birlikte keyif alabilecek birileriyle bu oyunların sonuçlarını paylaşma fikri heyecan verici geliyor. 29 harfle oluşturulabilecek sonsuz sayıda kombinasyon içerisinden benim oluşturduğum kombinasyonların birilerinin de duygu ya da düşüncelerine tercüman olabilecek olma ihtimali heyecan verici. Hepimiz hayatlarımıza ve onları dolduran şeylere farklı anlamlar yükleyip, dünyaya farklı pencerelerden bakıyoruz. Sanırım benim pencerem de bu demek için ve bu pencereden bakan insanların, bu pencereden bakmış olmalarına değmesini sağlamak için yazıyorum.  

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Kitaplarla aramdaki ilişkiyi herhangi bir temel ihtiyacımla aramdaki ilişkiden farklı tanımlayamam sanırım. Yani demek istediğim, kitap okumak zamanla benim için bir ihtiyaç haline geldi. Gidermediğimde huzursuzluk duymama sebep olan ve yeterince gidermediğimi hissettiğim için genellikle huzursuz hissettiren bir ihtiyaç. Kitaplar arasında seçim yapmak elbette zor. Kitap okuma alışkanlığını bir “ihtiyaç” raddesine getirene kadar daha ağırlıklı olarak roman okurdum. Fakat son yıllarda daha fazla ilgi alanıma giren konularda bilgi ve düşünce haznemi geliştirmemi sağlayabilecek okumalara ağırlık verdiğimi söyleyebilirim. Romanlar geliştirmez demiyorum elbette. Ama onlar, arada nefes alıp başka dünyalara dalmak için hayata verdiğim molalara dönüştü zaman içerisinde bende. Bir de sık sık şiir okumaya gayret ederim. Şiirin, insanoğlunun icat edebildiği en muazzam üslup biçimi olduğunu düşünürüm. Her sanatçıyı kendi amaçladığı icra biçimi bağlamında ele almak gerektiğini düşündüğüm için aralarında kıyas yapmak konusunda pek becerikli olmasam da, illa ki bir isim söylemem gerekiyorsa; yerli yazarlarımız içerisinde şahsına münhasır üslubuna hayran kaldığım ve anadilinde okuyabildiğim için kendimi çok şanslı hissettiğim bir yazar olan İhsan Oktay Anar’ın ismini vereyim. 

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayat gibi karmaşık bir hadiseyi tanımlayabilmek oldukça zor. Anlı şanlı şairler, yazarlar, düşünürler bile hepimizin mutabık kalabildiği bir tanımlama yapamadıklarına göre tanımlanabilmesi mümkün olmasa gerek diye düşünüyorum diyerek ilk soruyu savuşturayım. Ama kendimce bir tanımlama yapmam gerekiyorsa illa; gönlümüzce nefes alamamamız için her şeyin olduğu ama nefes alabildiğimiz süreye verilen isme hayat diyorlar sanırım. Kendime verebileceğim başat tavsiye ise; “Henüz ölmeden önce bir zamanlar yaşamış olmanın bi’ anlamı, en azından bi’ faydası olmasını sağla” olurdu sanırım.

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Hayat hikayemden ziyade içerisinde bulunduğum ruh hali yazdıklarımı etkiliyor sanırım. Zaten kendi kendisine yazan birisi olduğum, yazdıklarımı geniş okur kitlelerinden ziyade kendime yazdığım için bulunduğum ruh haliyle karaladığım satırlar arasında ciddi bir paralellik olduğunu söyleyebilirim. Fakat günün birinde ruh halinden bağımsız olarak yazdıklarını daha geniş kitlelere ulaştırabilen ve bu yüzden ruh halinden daha önemli şeylerin etkisinde yazan birisi olabilmeyi de çok isterim.

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim ve gerçekten kaybettiğime en çok üzüleceğim eşyam bir anı defteri. Beni en fazla mutlu edecek şey, dediğim gibi sadece sanatsal üretimler yaparak hayatımı kazabilmek olurdu sanırım. Üniversite yıllarımızda bir kısa filmimizle mütevazı bir ödül kazanmıştık. Uzun metrajlı bir sinema filmiyle aynı şeyi tekrar yaşamak isterdim sanırım.

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

eecstatcc’i sanat üretmek isteyen insanlara destekçi olduğu için oldukça faydalı buluyorum. Örneğin; insanın yazdığı satırlara kanlı canlı bir kitap formunda rastlaması oldukça güzel bir his. Ve benim gibi birçok insanın bu hissinin müsebbibi olduğunuz için teşekkür ederim öncelikle. Güzel bir hatıra olmasının yanı sıra, birçok kişi için daha çok yazmak adına özgüven verici ve teşvik edici bir seri olduğunu düşünüyorum eccstaticc Sanat Kitapları’nın. Başarılarınızın devamını dileyeyim. Son olarak maruz kaldığımız değil, seçtiğimiz hayatları yaşayabildiğimiz günlerde görüşmek üzere diyerek müsaade isteyeyim.

 

 

 

Instagram: @kabakcimurat16

Twitter: @muratkabakci16

Murat Kabakçı

 

Mart 2021

© eecstaticc