for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Hayalperest bir realistim ben. Hayatın gerçekleri içerisinde kendi dünyasını renklendirmeye çalışan bir  düşbazım. Düştüğüm yerde inanca tutunup yeniden kalkmayı seven bir savaşçı belki de… Hayat  dümdüz bir çizgi değil, bunu en iyi kalp grafiğindeki inişli çıkışlı çizgiler anlatıyor. Kalbin canlılık belirtisi  olan ritmi gibi hayatın da bir ritmi var. Bu ritmi dinlemek, bu ritimle dans edebilmek çok hoş. Hayatla  yoğrulurken hayata da kendinden bir şeyler katabilmek, üretmek… Hayat yolculuğumu en iyi  tanımlayan kelime “emek” sanırım. Emek emek ördüğüm bir dünyam var, emek emek kavuştuğum  hayallerim ve yine emek emek gerçekleştireceğim yeni hedeflerim… Okumak, yazmak, yeni şeyler  öğrenmek, öğretmek, bunlar benim hayat yolculuğumun olmazsa olmazları. Hedeflerim ve hayallerim  de hep bu eksende şekilleniyor. Kendimi geliştirmeye çalışmak, daha iyi bir insan olmak, tabiri caizse  aydınlandıkça aydınlatan bir fener olabilmek amacım. Sahip olduklarıma şükrederek, henüz sahip  olamadıklarıma da iyi niyetli dilekler ekerek ilerliyorum yolumda. 

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Kalemle kâğıtla yoldaşlığımız yazmayı öğrendiğimde başladı. Hele de belirli bir yaşa kadar, yazarak  kendimi daha iyi anlatanlardan oldum. Ufak ufak şiirler, denemeler yazıyordum. Üniversitedeyken  bölüm dergisinde İngilizce yazdıklarım yayımlanıyordu. Zaman geçti, bilinçlendikçe hayallerimin  kıymetini çok daha iyi anladım ve 2013 yılının sonlarına doğru profesyonel olarak yayın dünyasına da  adım atmış oldum. Şu ana kadar “karmAkarıŞIK”, “Rüzgârın Mızıkası”, “Deli Başına” (genişletilmiş  baskısıyla “Deli Başına – Araf”), “İçrek” adlarında ikisi şiir, ikisi roman olmak üzere yayımlanmış dört  kitabım var. Kitaplarımın yanı sıra, çeşitli antoloji çalışmalarında ve dergilerde şiirlerime yer verildi. Lavinya Dergisi’nde düzenli olarak yazmaya devam etmekteyim. “Neden yazıyorsun?” diye kendime  çok sormuşluğum var. Sanırım ben yazarak düşünen, yazarak konuşan, hatta yazarak yaşayanlardanım.  Böyle bir durumda da yazma dürtümün sebebini tek bir yanıta indirgemem mümkün değil. İlham almak  ve bu ilhamın parmak uçlarından dökülerek harflerle can bulması büyülü geliyor bana. Romantik bir  tarafım var, inkâr edilemez. Binlerce yıl önce ölmüş olan yıldızlardan hâlâ etkilenen biriyim, gökyüzüne 

de denize de vurgunum. Dolayısıyla da doğa en büyük ilham kaynağım ve acısıyla tatlısıyla yaşanan tüm  duygular yansıyor yazdıklarıma. Kabul etmeliyim ki ay ışığının altında daha farklı parlıyor mürekkebim.  Bu aralar yayıncılık dünyasından biraz geri çekmiş durumdayım kendimi; bu yazmaya küsmek,  yazmaktan geri durmak anlamına gelmiyor. Aksine bol bol üretmeye çalışıyorum, ürettikçe kan-can  bulanlardanım ben. Hâlihazırda üzerinde çalışmaya başladığım, henüz tamamlamadığım kitap  projelerim var. İnsan, kitap yazmaya çalışırken bazen yazılan en büyük kitabın kendisi olduğunu fark  ediyor. Benimki de o hesap, kendime döndüğüm bir süreçte, ruh-zihin-beden dengesi ekseninde  kendimi yeni baştan yazıyorum diyelim. Tabii ki daha gerçekleştirmek istediğim çok hayalim var, hayat  devam ettikçe hayaller de olmalı. Yazmakla ilgili olarak bir hayalim de “Deli Başına” romanımın tiyatro  oyunu olarak sahnelenmesi, bunu çok isterim. Buradan da bir çağrı olsun, özellikle tiyatro ile ilgilenen  arkadaşlar bana ulaşabilirsiniz.

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Daha küçücükken, kitaplarla oyun oynayan bir çocuktum ben. O yüzden kitaplarla olan ilişkimi hemen  hemen yaşımla paralel tutabiliriz. Kitaplar hep oldu hayatımda. Tabii bu kadar haşır neşir olmama  rağmen belli bir yaşa kadar kitap kelimesini diyememek de çocukluğumun en büyük ironisidir sanırım.  Eğitim hayatımı da iş hayatımı da yine bol okumak ekseninde şekillendirdim. Dönem dönem insanın  içinde bulunduğu koşullar ve kişisel zevkleri değişebiliyor, bu değişimler okuma kültürüne de yansıyor.  Lisansım İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü olunca üniversite döneminde okumalarım İngiliz Klasikleri ile  Antik Yunan eserleri üzerine yoğunlaştı. Fırsat buldukça da okuma listemde farklı türde kitaplara yer  vermeye çalışırdım, şu an da öyle. Mümkün mertebe farklı yazarlar, farklı türler okumaya çalışıyorum;  hepsinin ayrı bir rengi, ayrı bir keyfi var. Özellikle konu edebiyat olunca ‘en’leri belirlemekte hep çok  zorlanmışımdır. O kadar kıymetli yazarlar, kitaplar var ki adlarını saymayı unutursam haksızlık  yapacakmışım gibi gelir. Bunun haricinde tür olarak şiirin her zaman özel bir yeri oldu bende. Her ne  kadar günümüzde özellikle de yayıncılık açısından edebiyatın dışlanmış çocuğu gibi bir konumda tutulsa  da ben şiir okumayı da yazmayı da hep çok sevdim. Son zamanlarda okuma listemde ilgi alanlarım olan  sanat, ezoterizm, mitoloji, astroloji, spiritüalizm, teoloji gibi konularda da kitapların bulunmasına özen  gösteriyorum. Okuma eyleminin sayfalarda yazılanlardan çok daha ötesi olduğunu idrak ettiğimden  beri de insanı, doğayı, kısacası etrafımdaki her şeyi okumaya çalışıyorum. Oku’mak, hiç bitmeyecek bir  serüven. 

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayatın sabit bir tanımı yok, herkesin iç sözlüğünde farklı karşılıklar bulur, farklı anlamlar giyer üzerine.  Dönem dönem bile değişir bu. Kalp grafiğidir hayat… İnişleri de var, çıkışları da… Yaşadığını da bu inişler  çıkışlar sayesinde anlarsın zaten. O yüzden beyin ölümü gerçekleşse de kalp durmadan hayat da  durmaz! İnsan bazen çok yoruluyor, hayat yolculuğu her zaman kolay değil. Açıkçası düştüğüm yerden  kalkabilme cesaretini bana aşılayan motivasyon kaynaklarımın başında inanç geliyor, iyimser bir bakış  açısı ile de emek birleşince güçlü oluyorsunuz. Sevgi çok büyük bir itici güç. Kendinize, etrafınızdakilere,  yaradılışa sevgiyle yaklaşmak önemli. Sonra, doğanın kendisi de çok büyük bir motivasyon kaynağı.  Bakmanın ötesinde, görenlerdenseniz ilham alıyorsunuz. Hem kendime hem diğer insanlara şöyle  seslenirim: “Kendin ol. Üret. Emeğin kıymetini bil. Sev, sevil! Şimdi tüm bunları unut! Kendi yolunu  kendin bul!”

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

İyi bir gözlemci olduğuma inanıyorum. Biraz da empati yeteneği diyelim. Hâl böyle olunca kendi  yaşadıklarınızla sınırlı kalmıyor kaleminizin çizgisi. İçsel çalkantılar, hissedilen duygular insana ait,  hepimizin çıkmazları, hepimizin sevdaları… İnsanlar renk renktir ama gözyaşları hep aynı şeffaflıkta,  hep aynı renktir. Genelde de acı besler yazmayı ya, bir cümlenizle kimlerin kalbine dokunduğunuzu  bilemezsiniz. Hayat hikâyem yansıyor tabii yazdıklarıma, biraz senin hikâyen, biraz da onun hikâyesi…

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

‘En’ leri belirlemek konusunda hep zorlanırım demiştim.  

En sevdiğim eşyam için onlarca şey sayabilirim. Bunlardan bir tanesi de sadece kendimle olan bağımı  hatırlatan yüzüğüm olur. 

Beni en fazla mutlu edecek yüzlerce şey arasından bir tanesi için söyleyebileceğim sevdiklerimin – özellikle de annemin yüzündeki tebessümdür. 

Son soruya ise izninizle cevap vermeyeceğim. Hem iyi ki’lere tutunmadıkça keşke’ler çoğalmıyor  muydu? Keşke demeyelim, iyi ki yaşamışız, yine yaşarsak neden olmasın diyelim.  

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

eecstaticc, onlarca farklı insanı tek bir çatı altında buluşturuyor. Bunca insanın ortak noktası yazma  eyleminde kesişiyor. Bu açıdan bakıldığında yazılanların paylaşımı açısından gerçekten güzel bir fırsat,  amatör, profesyonel birçok kalemle tanışmış oluyoruz. Tabii Sanat Kitabı başlığına yaraşır şekilde  seçicilik ve kalite de önem arz etmeli. Edebi ve sanatsal çerçeveye bağlı kalarak yapılacak işlerle  Eecstaticc’in çizgisinin daha güzel noktalara taşınacağını düşünüyorum. Önerilere açık, dönütleri  ciddiye alan bir yapı sergileyerek daha başarılı işlerde buluşacağımızı biliyorum. Eecstatic’e şiir  gönderirken sanatın iki kolu olan resim ve edebiyatı birleştirerek sanatsal tablolara şiir yazma  düşüncesiyle yola çıktım ve katıldığım sayılardaki şiirlerim hep bu eksende ilerledi. Bundan sonrası için  de ‘Bundan daha iyisi için neler mümkün?’ diyorum. Yol kesişmemiz ve bu tatlı sohbet için de  teşekkürlerimi iletiyorum.

 

 

 

Instagram: @gulsahdemirci

Blog: http://gulsahdemirci.blogspot.com/

Online Dergi: https://www.lavinyadergisi.com/WritersPersons/Details?id=8

https://bubisanat.com/@gulsahdemirci

 

Gülşah Demirci

 

Haziran 2021

© eecstaticc