for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Bir kunduracının çocuğu olarak, mahalle kültürü ile yetişen, sanırım son neslin insanıyım ben. Hani, hangi kapıyı çalsan sana su, yemek verebilecek olan. Hani annenin babanın yerine koyduğun güzel komşularının olduğu, o güzel mahalle. Klişe gibi gelebilir ama fakir ama mutlu bir çocukluğum oldu benim. Her istediğim olmadı belki ama bana gereken her şeye ulaştım bir şekilde. İnsan doyumsuzdur, bazen ne istediğini bilmez. Hatta çoğu zaman... İnsana koca bir gezegeni versen, gözü yandaki gezegene kayar. Babam, bu ayrımı ve doyumsuzluğun gereksizliğini çok derin bir şekilde anlattı bana. Babama ne kadar teşekkür etsem azdır. Mahalle kültürü ile yetişen bir çocuk olarak oyun oynamayı hep sevdim. Bir şeyi kurgulamayı, doğaçlamayı, anlık oyunlar oluşturup günün tadını çıkartmayı. Bu beni sanata, yazmaya, okumaya itti hep. Altı yaşımda karar vermiştim aslında ne olacağıma. Karar vermektir zor olan gerisi çorap söküğü gibi gelir. Hayalim, yazılarımla insana, insanlığa umut olmaktı. Hala da öyle... Yazdıklarım insanlığa ışık olsun istiyorum. Bir yol, bir hedef, bir türkü olsun istiyorum yazdıklarım. Bu yolda da mücadelem devam ediyor ve edecektir.

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Lise yıllarında arkadaşlarımın ısrarı ile amatör olarak tiyatroya başladım. Tiyatro vesilesi ile benim için değerli bir hocam ile tanışma fırsatım oldu. Bir kaç sene onlarla çocuk oyunları oynadım. Bir gün bana senin mizah anlayışın Aziz Nesin’e benziyor, mutlaka okumalısın dedi. O güne kadar ismi haricinde Aziz usta ile ilgili hiçbir şey bilmiyordum. İlk okuduğum kitabı “ Garba açılan Pencere” idi. Hayatımda bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Sonra bütün kitaplarını eksiksiz olarak okudum hala da okurum. Yazma serüvenim bu şekilde başladı. Küçük skeçler, saçma sapam şiirler, dram sandığım yazılarla. İleride Dramatik yazarlık bölümünü kazandığımda, yazdıklarımın hiçbir anlam ifade etmediğini anladım. 

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Üzülerek söylüyorum ki kitap okuma alışkanlığım çok geç başladı. Lise yıllarında Aziz Nesin okuyarak başladım kitap okumaya. Sonra arayı kapatmak için var gücümle okudum. Okumak nefes almak gibi benim için. Okuduğumda kendimi özel birisi olarak hissediyorum. Dünya klasikleri olmazsa olmazımdır. Victor Hugo Sefillerin yeri bende çok değerlidir. Bunun dışında Dostoyevski Ezilenler, Suç ve Ceza, Maksim Gorki Ana vs. Türk klasiklerine de bayılırım. Kendi toplumunun yazarlarını bilmeyen birisinin, iyi bir yazar olacağına inancım yoktur. Yaşar Kemal, İnce memed benim için en özel eserdir. Bunun dışında, Orhan Kemal, Halide Edip Adıvar, Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Said Faik Abasıyanık, Nazım Hikmet... 

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayat, en baştan ölmeyi kabullendiğin, buna rağmen bir saniye sonra ölmek için bile her şeyi göze alabileceğin garip bir kısır döngü. İnsan olabilmek için dine ihtiyaç duydukları, içindeki saflığa kulak asmayan, sonsuza kadar yaşayacağını sananların hüsran öyküleridir hayat. Yine de buna rağmen, madem öleceğiz, madem bir şekilde dünyaya geldik, insan gibi yaşayalım diyenlerdenim. Biri çiçek ekmeli, diğeri onu sulamalı, diğer de koklamalı... Doğa ile yaptığımız bu saçma sapan savaştan bir an önce vazgeçmeliyiz. Dünyayı değiştiremeyiz, bunun bende farkındayım ama kendimizi değiştirebiliriz. Dünya zaten ancak böyle değişir. Kendime söylediğim en önemli motivasyon cümlem hep şu olmuştur. Tanrı içinde, sandığından ve fark ettiğinden çok daha güçlüsün. Mücadele etmekten bir an olsun vazgeçme. Siz de öyle yapın. Uyanmaksa amaç bitkilerde uyanıyor. 

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Bir yazar yazdıklarında mutlaka kendisinden yola çıkar. Onun meseleye bakış açısı ile şekillenir bütün sorunlar ve çözümleri. Bu nedenle benim de mutlaka yazdıklarımla, kendi yaşantım örtüşüyor çoğu zaman. Hayatın içinde tek doğru yoktur. Öyle olsaydı çok sıkıcı olurdu zaten. 

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim eşya: kalemim ve kâğıdım. Beni en çok mutlu eden şey: En yorgun olduğum anlarda İlhan İrem dinlemek. Tekrar yaşasaydım dediğim olay: Işığımla yeniden tanışmak isterdim. 

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

Tesadüf eseri buldum sizi. Instagram'da gezinirken reklamınıza denk geldim. İnceledim yapıtlarınızı ve bir yazımı göndermek istedim. Süreç böylelikle başlamış oldu. Hiç bir maddi kazanç beklemeden sadece iyi ve anlamlı yazıları, şiirleri yayınlamanız bence son derece takdiri hak eden bir tavırdır. Daha da büyüyüp kocaman bir aile olmanızı, olmamızı dilerim.

 

 

 

Konya Şehir Tiyatrosu Dramaturg

 

Instagram: @Eyup_toru

Mail: eyup.toru81@gmail.com

 

Eyüp Toru

 

Mart 2021

© eecstaticc