for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Hayat yolculuğumu diğer birçok şey gibi tanımlayamıyorum. Durmadan akıp giden şu hayatın içerisinde keskin tanımlara da pek inanmıyorum. Belki, oldukça silik bir karakter olmamla ilişkilidir kesinlikten uzaklığım ve bunu hayatın akışı ile maskeliyorumdur. Görüyorsunuz ki bu hususta bile anlaşamıyorum kendimle. Ama sanırım şunu söyleyebilirim :yürekte büyüyen, büyüdüğü yeri arındıran sonsuz sevgiler ve bu sevgileri anlatma çabası hayat yolculuğumun her aşamasında olsun isterim. Zira tanımsız sevgiler her şeye rağmen çok güzel.

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Bu soru bana yöneltildiği andan itibaren ,yazmaya nasıl başladığımı ,bana yazdıran şeyin ne olduğunu ve beraberinde sıralanan birçok soruyu düşündüm. Sonra aklıma, annemin özellikle düşünceli olduğum zamanlarda söylediği bir söz geldi: ‘Doğduğun günden beri bir gariptin sen.’ Yeni doğmuş bir bebekken ne kadar sıradışı bir şey yapıp bunu dedirttim bilmiyorum ama kendimi bildim bileli toplumla birçok konuda anlaşamadığımı çok iyi biliyorum . Herkes tarafından ‘farklı’ olarak adlandırılan o azınlığın içindeydim ben. Ve o topluluğu oluşturanlar çok iyi bilir ki en mutlu anımızda bile en az bir kişi tarafından ‘aklın nerelerde yine senin’ lafını işitiriz. Aklım daima uzaklarda benim .Daima biraz dalgın, biraz düşünceli ve zamanın dışındayım. O aklın peşine düştüm. Beni sürüklediği yerlerde kısa bir süreliğine de olsa oturup gördüklerimi, duyduklarımı yazmaya çalıştım. Bana yazdıran şey ise, aslında hepimizin farklı olduğu ve insanları ‘farklı’ diyerek küçük bir çembere tıkmanın anlamsız olduğunu anlatabilme çabası diyebilirim. Belki de bu düşünceyi anlamak için çok daha öz bir şeyi benimsemek gereklidir. Bu öz’e rastladığım zaman mutlaka ondan da bahsediyor olacağım.

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Kitap okumak her şeyin çok hızlı tüketildiği bir çağda çok büyük bir mücadele ve bu mücadeleye galip gelmek benim için tüm hazlara bedel diyebilirim. Şu sıralar din-felsefe içerikli kitaplara yönelsem de roman ve şiir okumak da benim için muhteşem bir şey. Edebiyat dünyasıyla tanışmamın hatta bu dünyada yer almak istememin sebebi Sabahattin Ali’nin yazdıklarıdır. En çok Didem Madak şiirlerinden etkilenirim. Birçok okur gibi Stefan Zweig, Franz Kafka ,Dostoyevski gibi isimlerin kitaplarını büyük bir zevkle okurum Özellikle Dostoyevksi’nin Beyaz Geceler’ini çok severim. Okumaya yeni başladığım bir tür olarak Yeraltı Edebiyatı’ndan ise Hakan Günday’ın Az isimli kitabı bende hayli derin bir etki bıraktı.

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayat ,bir illüzyon gibi geliyor bana. Olay,durum yahut düşüncelerin binlerce yorumu var mesela. Her şey o kadar karışık geliyor ki yaşarken bazen aklı muhafaza etmemin imkansız olduğunu düşünüyorum .Aynı zamanda belki de her şeyin tek bir açıklaması vardır diye düşünmeden edemiyorum. Bu karmaşanın içinde tutunduğum şey sevgi diyebilirim. Kime, neye olduğu mühim değil. Sevmenin ve sevilmenin büyüsü bana yazdıran sonsuz bir kaynak. İnsanlara ‘sevin’ diye bir tavsiye vermem anlamsız olur lakin ‘sevmeye çalışın’ demek istiyorum en azından. Her şeyin ardında sevilmeye değer bir şeyler var. Onları görmek ve gördüklerinizi ifade ederek özgürleşmek harika bir şey!

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Her şeyi enine boyuna düşünen bu yüzden de çok üzülen bir insanım. Herkesin öylesine yapmış olduğu davranışlara bile anlam yüklüyorum ve sonra insanların o anlamlar altında ezilişine tanıklık ederken paramparça oluyorum. Çok kısa bir sürede kendimce çok fazla gidişe,enkaza ve de acıya şahit oldum. Bunların hayatıma en büyük getirisi ise ‘yazma cesareti’ oldu.

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim eşyam,zincirini sürekli kopardığım ‘melek kanadı’  şeklindeki kolyemdir sanırım.

Beni en çok neyin mutlu edeceğine ilişkin birçok fikrim var ve sanırım cevap bunlardan hiçbiri değil. Şimdiye kadar en çok mutlu olduğum anın da en beklemediğim şekilde geliştiğini göz önüne alarak bu konuda düşünmeyi bırakıyorum. 

Tekrar tekrar yaşamak istediğim çok fazla an var. Örnek olarak denizle bedenimin ilk kez karşılaşmasını verebilirim. Hiç olmadığı kadar yaşadığımı hissetmiştim.

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

Kendimce bir şeyler karalarken bunları bir kitapta görmek en büyük hayalimdi. Bu hayal sosyal medya aracılığıyla tanıştığım eecstaticc tarafından gerçeğe dönüştü. Üstelik benim gibi yazan ve benden çok daha  yetenekli insanlarla güzel arkadaşlıklar kurdum. Bizleri okuyucuyla buluşturmanın ötesinde birbirimizle de tanıştırdığı için sevgili eecstaticc ailesine teşekkürlerimi sunarım. 

 

 

 

Instagram: @Vuzuhsuzbirey 

Twitter: @Vuzuhsuzbiri

 

 

Elif Dilan

 

Şubat 2021

© eecstaticc