for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Hayat yolculuğum aslında herkes kadar inişli çıkışlı, genellikle başarı odaklı. 1986 doğumluyum ve herkesin özlem duyduğu 90’ları doya doya yaşadım. Hayat boyu kendimi bir yere ait hissedememe sorunu yaşadım, ancak sonradan bunun bir sorun değil, beni özgürleştiren ve korkusuzlaştıran bir duygu olduğunu keşfettim. Bu duygu sayesinde birçok kez kariyer değişikliği yaptım, yaşadığım şehri değiştirdim, etrafımdaki insanları hayatımdan çıkardım ve yenilerini ekledim. Hayat söz konusu olduğunda çekimserliğin ve cesaretsizliğin, kişinin kendine yaptığı en büyük kötülük olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle hayatım söz konusu olduğunda hep cesur ve gözü kara davranmaya çalıştım. Çünkü mutluluk maalesef bedelsiz bir şey değil bana göre. Çılgın bir hayvansever olduğumu söyleyebilirim. Hayal etmenin insanın en en en büyük mucizesi olduğunu söyleyebilirim. Hayat yolculuğumun devamında da başarılı bir yazar olma hedefim var. Onun haricinde tüm hayal ettiklerime ulaştım diyebilirim. Tabii ki insan yaşadıkça hayalleri ve istekleri bitmez, bitmemeli. Benim de olmasını istediğim başka birçok şey var ve olacaktır. Şu an önceliğim başarılı yazarlar arasında yer almak.

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Çocukluğumda da kitapları çok severdim. Başarılı bir okuyucu olmadan başarılı bir yazar olamazsınız diye düşünüyorum. Ortaokuldayken Orman Bakanlığı’nın düzenlediği bir yarışmada, yazdığım kompozisyon ile İstanbul birincisi ve Türkiye ikincisi olmuştum. Orman Bakanlığı’nın misafiri olmuş, Anıtkabir’i ilk defa gezmiş ve o zamanki meclis başkanından takdir belgesi almıştım. Yazmakla ilgili ilk başarım ve ilk tatmin olma durumum buydu. Sonrasında bu devam etti. Şiirler, denemeler, öyküler dolusu defterler oldu. Edebiyat her zaman hayatımın içinde oldu yani. Yüksek lisans döneminde de akademik yazmalarım oldu haliyle. Yani hayatımın gidişatı bir şekilde yazma ile ilişkimi besledi. Her zaman bir amaç için yazdığımı söyleyemem. Çoğu zaman hiç düşünüp planlamadan bilgisayarımın ya da defterimin başına otururum yazı kendiliğinden gelişir, bazen aylar sürer bir yazının planı. Ne için yazıyorsunuz sorusunun bende spesifik bir cevabı yok şu an için. Sevdiğim için yazıyorum. Herkes insanlar tarafından takdir edilmek ve ürettiklerinin beğenilmesini ister tabi, bu da var.

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Kitapları hayat arkadaşlarım olarak tanımlayabilirim. Kimseyle paylaşamadığım ve istifçi olduğum tek konu kitaplarımdır. Bir arkadaşımın beğendiği kitabı gider alır ona hediye ederim ama kendi kitabımı asla veremem. Bazı insanlara göre bu yanlış tabi. Ama hepimizin zayıf noktası var, benimki de kitaplarım. Sahaflardan kitap almayı daha çok severim, ama tabi günceli takip etmek adına yeni kitapları da alıyorum. Sıkı bir öykü okuyucusuyum. Öykü en sevdiğim edebi türdür. Biyografi, sosyolojik araştırma, roman vd türler de tabi sevdiklerim arasında.  Ama öncelik hep öykülerdedir. Çok fazla yazar sayabilirim burada ama kimseyi sıkmamak için sadece birkaç isim vereyim; Mine Söğüt, Ayfer Tunç, Yalçın Tosun, Murat Uyurkulak, Orhan Pamuk, Nermin Yıldırım, Umay Umay, Küçük İskender, Orçun Türkay, Cesare Pavese, Engin Geçtan, Fernando Pessoa, Ian McEwan, Ferhan Şensoy… Bu liste çok uzun olur. Hepsini de çok sever ve takip ederim. Ancak tam bir dağınık okuyucuyum. Bir yazarın külliyatını baştan sona tek seferde okumuşluğum yoktur. Aynı anda, farklı türlerden olmak kaydıyla 4-5 kitap okuduğum dönemler de oluyor. Sanırım duygu durumumla alakalı. Bazen “okunacak ne çok kitap var, nasıl zaman yetecek bu kadar kitabı okumaya” diye saçma bir paniğe kapıldığım da olur açıkçası. Velhasıl, kitaplar her günümdedir; biz birbirimizi çok severiz.

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Herkesin hayatı, aslında kendi kitabı. Nasıl yazdığınız size bağlı. Bana göre, bunca şeye rağmen hayat çok güzel. Çok klişe olacak belki ama her başlayan gün yeni birçok fırsatı saklıyor içinde. Mesele yerinden kalkıp o fırsatları saklandıkları yerden çıkarıp hayatın içine katmakta. Çok iyimser biri olduğum söylenemez ama yaşadıkça, yaş aldıkça hayat daha da kıymetleniyor. Hayatı güzelleştiren şeylerin en önemlilerinden biri de tabii ki sanat. Ben sanat oburu olarak tanımlıyorum kendimi. Yaşayarak tecrübe edemeyeceğimiz pek çok şeyi sanat sayesinde, yaşamış gibi tecrübe ediyoruz. Hatta şöyle söyleyeyim; hayat da sanattır. Onu yaşamak, onun hakkını vermek, onu ifade etmek, ondan haz almak hem çok basit hem de çok zor. Motivasyon kaynaklarım da aslında sanat çıktıları diyebilirim; resim, müzik, sinema, tiyatro… Bir de doğa denen bir sanat çıktısı var ki onu izlemek, onu solumak en temel motivasyon kaynaklarımdandır. Tavsiyeye gelince… Tekrarsız ve sınırlı olan bir süreyi, hayatınızı değmeyecek kişiler ve şeyler için ziyan etmeyin, kendi kıymetinizi ve hayatınızın kıymetini bilip ona göre her günü doya doya yaşayın. 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Hayatım tüm yazdıklarımın içindedir diyemem, tüm yazdıklarım da kendi hayat hikayemden bağımsızdır diyemem. Çünkü kendi hayat hikayemi yazmasam bile düşünce biçimim, hayallerim ve kurduğum her cümle hayatımın izlerini taşıyacaktır. Yani yazdıklarım kendi hikayem olmasa da kurduğum hayaller, duyduğum ve etkilendiğim hikayeler, hayat tecrübelerim, insan ilişkilerim, beklentilerim bir şekilde tüm yazdıklarımı etkileyecektir muhakkak. 

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim eşyam; her gün temas halinde olduğum kitaplığım. Beni en fazla mutlu edecek şey; her gün bu değişecek olmakla birlikte, bu soruyu yanıtlarkenki cevabım dışarıda yağmur yağarken, tüm sevdiğim arkadaşlarımla sıcacık bir yerde, hiçbir kötü haber almadan, keyifli vakit geçirmek diyebilirim. Yarın bu değişebilir ama ☺ Keşke tekrar yaşasaydım dediğim olay; Belirli bir olay değil de 2018 yılının yazını ve sonbaharını tekrar yaşamayı çok isterdim☺

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

Çok “çığırtkan” olmaması eecstatic’in beni en çok cezbeden unsur oldu açıkçası. Hem çok renkli, hem çok keyifli; ama çok sakin ve çok kendi halinde. Popülarite kaygısı yok ve bir sürü yazar/şair olma hevesi olan insana kendini gösterme; bu işin bir parçası olma tatminini yaşama imkanı tanıyor.  Kolektif çalışmalarda insan hiç tanımadığı kişilerle elele tutuşup kocaman bir çember oluşturuyormuş gibi hissederim ben. Biz de sanırım eecstaticc yazarları ve eecstatic’i var eden herkes olarak kocaman bir çember oluşturuyoruz elele. Bu sebepler inanıyorum ki hepimiz için çok kıymetli. Çok başarılı yazarlar çıkacak aramızdan, bundan eminim. Umarım sekteye uğramadan var olmaya devam eder eecstatic. Sanırım tam da burada teşekkür etmem gerekiyor eecstatic’e ve tüm eecstatic  ailesine. Tekrar tekrar tekrar görüşmek üzere ☺

 

 

 

Eda Akel

 

Temmuz 2021

© eecstaticc