for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Hayatın, birbirini takip eden iniş ve çıkışlardan oluştuğunu düşünüyorum. Özellikle son yıllarda, artıların beraberinde eksileri getirebileceği gibi; büyük çöküşlerden sonra hiç beklenmedik anlarda, “İyi ki böyle olmuş!” diyebileceğim güzellikleri de önüme serebileceğine birçok kez şahit oldum. Sürprizlerle dolu olabilecek insan ömrünün, yönü ve kaderi yine insanın kendi elinde olduğuna inanmaktayım. Bütün bunlara dayanarak kendi yolculuğumun kontrolünü de yavaş yavaş ele almaya çalışmakta olan bir insanım. Kısa vadede içime sinen eserlerimi, yine içime sinen iş birlikleriyle okuyucuya sunmayı hedeflerken; basılı yayına, alışılmışın dışında eserler kazandırmayı, bunu bir kitap halinde daha geniş kitlelere sunmayı çok isterim.

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Yazı yazma serüvenim, ilkokul öğretmenimin sınıf ortamında yazmamız ve bunu sesli bir şekilde öğrencilerle paylaşmamız üzere ödev verdiği kompozisyonlarla başladı. Yazı yazmak liseye kadar öğretmenlerimi etkilemek için kendimce kullandığım bir oyuncaktan ibaretti benim için. Onların beğenisi, beni yazı yazmaya daha çok heveslendirirdi. Özellikle Türkçe sınavlarında gördüğüm 30 puanlık kompozisyon bölümü, hem beni heyecanlandırırdı hem de tam puan alabilmek için gösterdiğim özeni ve o zamanki küçük kelime dağarcığımı kamçılardı. Liseye geçtiğimde yine bir süre bu şekilde devam ettikten sonra yolum Türk dili ve Edebiyatı öğretmeni Gülşah Şuekinci Hocam ile kesişti. Kompozisyondan, denemeye evrilen yazılarımı herkesle paylaşmak istemezken; Gülşah Hocam’ın verdiği güvenle birlikte; çekingenliğim sürekli olarak hocam ile fikir alışverişi yapma eylemine dönerek hem kendimi geliştirmemi sağladı hem de göremediğim yanlışlarımı göstererek, bu yolda daha sağlam adımlarla ilerlememe yardımcı oldu. İlk dergi deneyimim de, yine kendisiyle birlikte olduktan sonra onun ve bir diğer Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenim Damla Karakuş Korkmaz Hocam’ın da desteği ile ileride yapmak istediğim şeyi keşfetmiş oldum. Son bir buçuk yıldır öykü ağırlıklı eserler kaleme alırken, yaklaşık sekiz, dokuz aydır yazdıklarımı dergiler aracılığı ile insanlarla paylaşıyorum.

      

Yazdıklarımda ağır bir hava olduğunu görüyorum ve bu şekilde geri dönüşler alıyorum. Belki de “Dost kara günde belli olur.” sözünü baz alarak, gerçek dostlarım yerine koyduğum yazıları, büyük ikilemler ve derin üzüntüler içerisinde olduğum zamanlar kaleme aldığımdan dolayı yazılarımın daha dibe çeken bir yana sahip olduğunu düşünüyorum. Hem bir nebze olsun bu yüklü duyguların hafiflemesini sağlarken, hem de kasvetli ruh halini okuyucuya daha iyi aktarabildiğimi hissediyorum. Ütopik özellikler barındıran öykülerimde, içselleştirdiklerimi metaforlaştırarak sunmak benim için küçük bir şifreleme, bir duvar olurken; genellikle okuyucunun da bunları kendi hisleriyle özdeşleştirebilmesi gayreti içinde yazıyorum.

 

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Okuma alışkanlığım çok küçük yaşlarda bir eziyet ya da aile ile bir kavga konusu iken, kitapların tadına vardıktan sonra “ kısa zaman içinde okuyacak kitap bırakmama” tartışması gibi trajikomik bir yönde seyretti. Kitapların içindeki dünya, özellikle ortaokul ve lise yıllarında, gerçek hayattan daha cezbedici gelirdi. Kendileri gibi kokularının da her zaman insana huzur verdiğini düşünmüşümdür. Yazılarım gibi kitaplarım da en yakın dostlarımdandır. Gerçek yaşamı(nı) kitaba, karakterlere uyarlayan; kendinden özellikler atfeden yazarların kitapları her zaman çok daha gerçekçi hissettirdiği için, diğerlerinden daha çok ilgimi çekmekte. Hayatını, yaşadıklarını araştırıp öğrendikten sonra, bunu eserlerine çok hoş bir biçimde yansıttığını düşündüğüm Zülfü Livaneli yakından takip etmeye başladığım ilk yazardır. Eserlerinin hepsinde kendinden izler bırakması hep hoşuma gitmiştir. Livaneli dışında; Yaşar Kemal’in eserlerinde kullandığı samimi dile, betimlemelere tam anlamıyla hayranlık duymaktayım. Okurken kendinizi kitabın ve Anadolu yaşamının derinliklerinde hissetmekten alıkoyamazsınız. Son olarak yazılarımın gidişatını çok etkileyen Ercan Başer’in “İyi Bir Hikâye”sine değinmeden edemem.

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayatı nasıl tanımladığıma en başta az çok değinmiş oldum. Bu yolda motivasyon kaynaklarımın başında şarkılar ve yakın dostlarım Zeynep Kabukçu ve Simay Buse Gülümser’in destekleri gelmekte. Her insan farklıdır, bu yüzden herkes için geçerli midir bilemiyorum fakat şarkılar benim hayatımda çok büyük bir alana sahipler. Muhtemelen içten içe farklı duygularla veyahut anılarla birleştirdiğim bu şarkılar, çoğu zaman harekete geçmem için beni isteklendirmekte. Ayrıca yukarıda bahsetmiş olduğum bu değerli iki insanın yanımda olduğunu hissetmek; çıkmaza girdiğimde, bir şeylerle baş etmem için büyük bir motivasyon kaynağı oluyor. İnsanın kendini rahatça ifade edebildiği, bir şeyler paylaşabildiği kişiler olması güzel his olduğunu düşündüm her zaman. Buna sahip olduğum için gerçekten şanslıyım. Kendime ve şuan bu satırları okuyan çok kıymetli kişiye söyleyebileceğim tek bir şey var; hayat bütün zorluğuyla üstümüze geldiğinde, bir süreliğine etrafımızda dolanan kara bulutlardan korkmamalıyız. Unutmamalıyız ki, her fırtına sonrası illaki güneş, gökte kendini tekrar göstermektedir.

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Kaleme aldığım öykülerimde, özellikle çıkmaza girdiğimi düşündüğümde, o an ne hissediyorsam, ne yapıyorsam onu yazdığım oluyor. Yarattığım karakterlere kendi duygu ve düşüncelerimi yüklemeyi ya da tanıdık mekânlarda bulundurmayı seviyorum.

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim eşya: Kitaplarım.

 

Beni en fazla mutlu edecek şey: Kısa vadede, pandeminin biterek eski düzenimize dönmemiz; uzun vadede, koyduğum hedeflere tek tek ulaşmak.

 

Keşke tekrar yaşasaydım dediğim olay: Baştan sona 2019 senesinin yazı.

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

eecstaticc’in gerçekten kıymetli bir iş yaptığını düşünüyorum. Genç yazarlara, yeni seslere yer veren bir dergide yer almak ya da antoloji kitabı çalışmalarında bulunmak, her zaman insanın karşısına çıkabilecek bir fırsat değil maalesef. Çok yeni olan bu yazarlık yolculuğumda, öykümü insanlarla buluşturabilmek kesinlikle çok güzel bir duygu... Bu yüzden böylesine ince düşünülmüş bir projede yer almaktan heyecan duyarken, beni daha büyük hayaller kurmaya teşvik ettikleri için eecstaticc ailesine bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. 

 

 

 

Mail: dicle.koyun01@gmail.com

LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/dicle-koyun-8692001b1/

Instagram: @diclekyn

Linktree: @diclekoyun

Dicle Koyun

 

Şubat 2021

© eecstaticc