for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Hayat, bizler için yaratılmış olandan daha derin güzellikler ve düş kırıklıkları sunan bir  yanılsamadır. Hayat yolculuğumu da içinde bulunan insanlarla birlikte bütün bir ömrümü  direnmek üzerine kurduğumu söyleyebilirim. Umudumuzu sömürüyorlar ve umut bizler için  her şeydir. Öncelikle hayallerimin en önemlisi, insanların hiçbir çıkar ve korku  gözetmeksizin kimseye boyun eğmemesidir, buna ihtiyacımız var. Kişisel olarak hayalim ise  anlatılarımın ve şiirlerimin olduğu ve projesinin yarım kaldığı kitabı yayımlamak.

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Yazmaya, ilkokulda değerli birkaç öğretmenimin önerdiği kitapları okuyarak başladım  aslında. Kitapları okudukça o yaratılan dünyaya dahil oldum ve kendimi ifade etmenin en iyi  yolunun yazmak olduğuna karar verdim. Bu sebeple yaşım gereği önce çocuk öyküleri  yazdım. Sonra lise yıllarında okulda bir şiir yarışmasında birinci oldum ve bir şeyler  yazabildiğime inandım. Lise yıllarının getirmiş olduğu o duygusal ve psikolojik durumun  etkisiyle yeraltı edebiyatına kaçan eserler yazmaya başladım. Sonra bir edebiyat dergisinde  ve çeşitli fanzinlerde eserlerim yayımlandı.  

İlk olarak düş kırıklıkları, yalnızlıklar ve içinde bulunduğumu hissettiğim ve sanki sürekli  benimle olacakmış gibi yaşadığım buhranı yazmaya başladım. Sonra bu düş kırıklıklarının  rasyonel olmadığını ve insanın kendine bile direnerek her şeyin üstesinden gelebileceğini  anladım. Uzun zamandır yazma konusunda hiçbir şeyin içindeyim. Çünkü hayata dahil  oldum.

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Lise yıllarımda harçlıklarımdan biriktiğim paralarla ilk Nazım Hikmet Ran’ın şiir  kitaplarını almıştım. Beni şiire sürükleyen ve şiir ideolojimi geliştiren de Nazım olmuştur.  Her fırsat bulduğumda ki bu hayatımın bütününü kaplıyor elektronik yoldan bile olsa kitap  okumaya çalışıyorum. Kitaplar hayatımızı şekillendiren yol göstericilerdir. Bir kitaba  dokunmak ve içinde kaybolmaktan daha iyi bir terapi bilmiyorum. Her tür kitabı okumaya  çalışıyorum çünkü bu her şey ile ilgili bir fikrimin olmasını sağlıyor ve bu okuduğum şeylerin  araştırmasını yaparak gerçekliğini de kendime kanıtlamış oluyorum, bu durum beni mutlu  ediyor. Yoğunlukla şiir yazdığım için, şiir kitaplarını daha bir dikkatle okuyorum. Fırsat  buldukça şiirleri dinliyorum ve şiir okuyorum. Bu durum şiir için beni geliştirmeye yardım  ediyor. Nazım Hikmet Ran ve İkini Yeni şairlerini yoğunlukla okuyorum.  

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayat hafife alınmayacak kadar dolu dolu yaşanmalı. Ne yazık ki bu durum ülkemizde  daha meşakkatli ve daha dikkat gerektiren bir eylem. Çünkü burada öncelikli hedefimiz hayat  içinde var olmak, başarmak ve en çok da hayatta kalmak üzerine kurulu. Özellikle bu ülkede  bir kadınsanız ve ataerkil bir toplumda yaşıyorsanız, maalesef öncelikli amacınız hayatta  kalmak oluyor. Bu düzenin değişeceğine inanıyorum ve kadınların mücadelesine destek  veriyorum. Beni motive eden yegâne şey umudu korumak, yüceltmek ve bu umudu  paylaşmaktır. Bir paydanın etrafında toplanmalı ve ne kadar haksızlık varsa hepsine karşı  direnmeliyiz. Çünkü bizler geleceği kuracağız ve bu durum bizim elimizde. Kendime sürekli  verdiğim tavsiye şu ki, ne olursa olsun doğru olandan ayrılmamak ve bu doğruyu, güzelliği,  sevgiyi, aşkı paylaşmaktır. İnsanların da bilmesi gerekir ki yaşamın içinde ancak birlikte,  bahsetmiş olduğum bu olguları paylaşarak güzel günler görebiliriz. Elbette ki kederimiz,  üzüntümüz, mağlubiyetlerimiz olacak ama umudumuzu kaybetmeyeceğiz. 

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Aslında hikayesi olan bir hayata sahip değilim ya da herkes kadar bir hikayem var diyelim.  Yazmaya başladığım zamanlarda değişmeyen tek şey içimde büyüttüğüm yalnızlıktı.  Yazdıklarım karamsar, karanlık ve dolaylı olan sıkkınlığımı anlatan şeylerdi. Bu durum beni  merak edilen kişi, gizemli biri yapmıştı. Sonradan bu gizemin bir gerekliliği olarak ortadan  kayboldum. Hiçbir şey yazamamaya başladım. Bence beni zorlayan bir durum içine girmiştim. Hayat her zaman böyle zor durumlarla geçmiyor. Bir çift göz, bir ses, bir dokunuş  bazen her şeyi değiştiriyor. 

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim eşyam: Adı Weston, mektup açacağım. 

Beni en fazla mutlu edecek şey: İnsanlığın başardığını görmek. 

Keşke tekrar yaşasaydım dediğim olay: Her şey olması gereken zamanda, olması gerektiği  gibi oldu, bundan sonra yaşayacaklarım iyi ki varlar diyorum.

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

Bir arkadaşımın önerisiyle eser gönderme kararı aldım. Bu işin basılı bir ortamda  bulunması eser göndermemde etkili oldu. Belki ilerleyen sayılarda yeni eserler  gönderebilirim. Bu işin daha çok ilgi görmesi gerektiğini düşünüyorum, içerik bazında da  yeni geliştirmeler yapılabilir. 

 

 

 

Instagram: @c__nimbus

Ceyhan Varış

 

Haziran 2021

© eecstaticc