for art...

1- Hayat yolculuğunuzu nasıl tanımlarsınız ve bu yolculuğunuzun devamında olmasını istediğiniz hayal/hedefleriniz nelerdir?

 

 

Hayat yolculuğum, cevabı olmayan bir soru için arayışa girmemden başlıyor, uyanışımdan kendimden başlıyor. İnsan kendinde başlayıp kendinde biter, ötesi yoktur. Yolculuğuma kendimden başladım. Yolculuğumun devamın da içine doğduğum ütopyanın her uzuvunu keşfederek her uzuvunu sorgulayarak devam etmek istiyorum. Hayallerime gelecek olursam, 2 senedir yazmakta olduğum kitabımı nihayete erdirmek istiyorum. Üniversite okuyup devamında araştırmalarıma devam etmek istiyorum . Gezerek, şehir, ülke farketmeksizin bir seyyah gibi hissederek araştırmak istiyorum. Sanat yapmak, şiir yazmak, keman çalmak istiyorum. Bir dans odası, bana ait bir dans odam olsun istiyorum. Din, dil, ülke, ırk farketmeksizin insanlar tanımak istiyorum. Küçük çocukların yüzündeki o naif tebessümün sebebi olmak istiyorum. Gücümün son damlasına kadar yazmak istiyorum. 

 

 

 

2- Yazmaya nasıl başladınız? Ne için ve hangi duygular içerisinde yazıyorsunuz?

 

 

Kalemi ruhumun içindeki mürekkebe batırdım ve başladım. Kalem tutmaya başladığım gün başladım kelimeleri cümlelere kavuşturmaya. Niçin yazıyorum, içimde en derinlerimde ulaşmam gereken izler var. Yazarak kendime benliğime ulaşıyorum. Yazarken özgürüm, kullandığım kelimelerin beni oraya buraya sürüklemesini seviyorum. Özgürlüğü her uzuvumda hissederek yazıyorum. Ve yazarken sürrealist bir ruh seyyahına dönüşüyorum. Yazdığım zaman sınırlarımı zorlamayı seviyorum kullandığım kelimeler ve hayal gücüm ile nereye kadar gideceğimi merak ediyorum.

 

 

 

3- Kitaplarla olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi tür kitaplar ve hangi yazarlar daha fazla ilgi alanınızda?

 

 

Hep kitaplarla aramda bir bağ olduğunu düşünmüşümdür. Örneğin bir kitapda bir cümlenin altını çizerken acaba canı acıyor mudur, diye sorgulamaşımdır kendimi bir çok kez. Cümlelerin de ruhu var cümlelerimin ruhu var. Bir kitabın içindeki bir cümleyi çizmek, bir insanın bedenine veyahut ruhuna bir emare bırakmak ile eş değer olsa gerek. Zira kimbilir çizerken neler hissetmiştir hangi duygular içinde çizmiştir çizen kişi. Emare "iz" demektir ve en sevdiğim kelimedir. Kitaplar canlıdır, canlı bir bedene sığınmış, ölü bir ruhtan çok daha canlıdır. Felsefe, Edebiyat, Şiir, Sosyoloji, Psikoloji türünde kitaplar okumayı seviyorum. Zira, bu türler ruhumun ilacı gibi. Dostoyevski ve Didem Madak okumayı çok severim. 

 

 

 

4- Hayatı nasıl tanımlıyorsunuz? Motivasyon kaynaklarınız nelerden oluşuyor ve hem kendinize hem insanlara sunmak istediğiniz başat tavsiye nedir?

 

 

Hayat bir Varoluş meselesidir, lâkin yalnızca Varolabilen insanların becerebildiği bir mesele. Farabi'nin çok sevdiğim bir sözü var şöyle diyor kendisi, "Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?" aslında bir sözden oldukça fazlası. Şunu da belirtmek isterim ki, bir "var olmak" birde "varolmak" vardır. Gökyüzünün varolması beni motive eder, en kötü halimde bile gökyüzünü, yıldızları görmek bana umut verir. Zira eğer yıldızları görüyorsam nefes alıyorum demektir ve gök yerindeyse hâlâ bir şeyler için umut var demektir. Hâlâ evrenin bir köşeşinde belki de en ücra yerinde güzel şeyler oluyor demektir, nefes aldığınız sürece umut hep vardır. Kendimizi bir binanın tepesinden hep beraber boşluğa bırakmayaşımızın tek nedeni yarındır, içimizden yarının güzel olacağına dair bizi tetikleyen umuttur. Birilerine yada birine tavsiye vermekten pek hoşlanmıyorum. Kendime gelecek olursam, varlığımdan bu yana kendime verilmiş en büyük tavsiye benim. 

 

 

 

5- Hayat hikayeniz ile yazdıklarınızın ilişkileri nasıldır?

 

 

Dün yaşadığım olmasaydı, bugün ben, "ben" olmayacaktım. Beni ben yapan bir şey, bir şeyler varsa o da, deneyimlerim hatalarımdır. Bana bunlar güç katar, varlığımı bunlar anlamdırır. 17 senelik yaşamımın her anını iyi ki yaşamışım. Hayat hikayem üç noktaya tamamlayamadığım, sonuna iki nokta bıraktığım cümlelerin içinde gizli. Yazılarım hayat hikayeme çok şey borçlu.

 

 

 

6- Bir kelime veya bir cümlelik tanımlamalar eşliğinde:

En sevdiğiniz eşyanız, sizi en fazla mutlu edecek şey, keşke tekrar yaşasaydım dediğiniz olay?

 

 

En sevdiğim eşyadan çok kendimi benzettiğim, çok güzel bir şey var, "mumlar". Varoluşumun, insan gözüyle nesneleşmiş hali mumlar.

Beni en fazla mutlu edecek şey ne olabilir bilmiyorum lâkin, bir gün bütün çocukların mutlu olmasını isterdim. Keşke tekrar yaşasaydım dediğim olaydan şuanda burada bahsetmek istemiyorum lakin bunun dışında, keşke tekrar yaşasaydım dediğim olay, ilk kalem tutmaya başladığım da o an içimde oluşan o heyecanı ve o mutluluğu yaşamayı çok isterdim, şimdi de yaşıyorum lâkin o ilk an çok daha farklıydı kelimeler ile anlatamayacağım kadar derin bir histi benim için. 

 

 

 

7- eecstaticc’i genel çerçevede nasıl yorumluyorsunuz? eecstaticc tarafından yayınlanan yazı/yazılarınız ve eecstaticc Sanat Kitapları hakkında neler söylemek istersiniz ve son olarak belirtmek istediğiniz şeyler nelerdir?

 

 

eecstaticc yorumlamak için fazla güzel, genel çevremde derinliğinden anlayabilenlerin geçmesini istediğim naif bir sokak gibi. 

eecstaticc tarafından yayınlanan yazılarım için şunu söylemek istiyorum, eecstatic ekibi umuduma sarmaşık oldu, dönüp dönüp bir kitabın içinde kendi mısralarıma dokunmak hiç olmadığım kadar güçlü hissettiriyor. Sanat kitapları ise, yapılan ve işlenen çok zarif detaylar.

 

 

 

Instagram: @kentsoylubirmadonna_

Şevval Tekdemir

 

Mart 2021

© eecstaticc